Haberler

BASINA VE KAMUOYUNA

            İktidarın; 2003 yılından beri hayata geçirmeye çalıştığı  “Sağlıkta Dönüşüm Programı milyonlarca vatandaşın, binlerce sağlık emekçisinin itirazlarına rağmen uygulamaya konuldu.2010 yılından itibaren programın birinci basamaktaki ayağı “aile hekimliği” tüm yurtta uygulamaya geçirildi. Başlangıcından bu güne sahanın geri dönüşlerini hiç dikkate almayan, “ben yaptım oldu” mantığı ile sistem bugünlere kadar getirildi. Yayınlanan son yönetmelik de doruk noktası oldu.

            Aile hekimlerinin eskiden il valiliği ile yaptıkları sözleşme ve fesih yetkisi, il sağlık müdürlüklerine devredildi. Zaten iller arasında var olan uygulama farklılıkları kişilerin insafına bırakılmış oldu.

İktidarın mentalitesinin tam bir yansıması olarak basın ve sosyal medyada paylaşım yapmaya ceza puanı uygulaması getirildi.50 ceza puanı öngörülen eylem üç kez tekrar edildiğinde, sözleşme feshi mümkün kılındı.

            Pandemi döneminde dahi kesintisiz devam eden sağlıkta şiddet olgusuna karşılık ilgili yönetmeliğinin 40. maddesinde “ Görev yerinde kişilere basit tıbbi müdahale ile giderilebilir fiili eylemde bulunmak veya tehdit etmek 50 ceza puanı ” ile cezalandırılır denilerek tam bir kölelik düzeni dizayn  edilmektedir.

Kronik hastalıklarla ilgili yeni bir yapılanma ve performans dayatması üretildi. Fiilen yapılması mümkün olmayan bu işlemler, performans kesintisi olarak aile hekimliği çalışanlarına yansıtılıp, hak edişlerinden yaklaşık %10 bir kayıp oluşturacaktır. Aile sağlığı çalışanı açığı tüm ülkede %15 oranında devam ederken, hasta sorumluluğu yokken, teknik ve eğitim alt yapısı olmadan bu kadar büyük bir iş yükünün pandemi döneminde pozitif performans adı altında negatif olarak verilmesi kabul edilemez.

            Entegre aile hekimliği çalışanlarının en temel insani hakkı olan sağlık iznine göz dikilmiştir. "çalışan hasta da olsa kanser de olsa, kaza da geçirse,  raporlu da olsa 5 nöbet tutamazsa sözleşmesi fesih edilir" denilmektedir.

            Pandemi döneminde aile hekimliği çalışanlarına kişisel koruyucu malzemeler yeterli düzeyde dağıtılamamış, bazı yerlerde de kalitesi düşük, uygunsuz kişisel koruyucu malzemeler dağıtılarak hayatları tehlikeye atılmıştır. COVID-19 nedeniyle ölen sağlık emekçilerine, COVID-19 meslek hastalığı sayılmamış, illiyet bağı aranmasına devam edilmiştir. Hatta COVID-19 ile hasta olduklarında karantinada oldukları günlerin ücretleri kesilmiştir. Polikliniklerini hiçbir şekilde kapatmadan, esnek çalışma sistemine dahil olmadan, il idarelerinin bütün mobbing ve baskılarına rağmen mesleklerine olan sadakat nedeniyle bütün bu süreci yönetemeyen liyakatsiz yöneticilerin tersine büyük bir özveri ve fedakarlıkla çalışmışlardır.

            Aile hekimliği sisteminde bugüne kadar yapılan değişikliklerin hiçbiri ne toplum sağlığını öncelemiş nede çalışanların memnuniyeti önemsemiştir. Sistemde var olan aşılar, mobil sağlık hizmetleri, çocuk, bebek ve gebe izlemleri ve birçok angarya işe ek olarak da COVID- 19 aşı uygulamaları da eklenince hem aile hekimleri hem de aile sağlığı çalışanları tükenmişlik ve çaresizlik içerisine girmiştir. Buna rağmen, burada bir başarı hikâyesi ve çabası varsa o da kesinlikle sağlık emekçilerinin kendi başarıları ve çabalarıdır.

            Bu sıkıntılar içerisinde bunalan aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanları seslerini duyurabilmek amacı ile bir eylemlilik süreci başlatmıştır.16 Ağustos pazartesi günü başlatılacak olan bu süreci yakından takip ediyor ve destekçisi olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.

 

 

AYDIN TABİP ODASI   

 YÖNETİM KURULU