Haberler

Pandemiyle mücadele topyekün bir mücadele ile kazanılır

https://www.evrensel.net/…/pandemiyle-mucadele-topyekun-bir…

Pandemiyle mücadele topyekün bir mücadele ile kazanılır
Aydın Tabip Odası Başkanı Hakan Karagözlü, salgının siyasi ayrışmayla çözülemeyeceğini belirterek, pandeminin topyekün mücadele ile kazanılacağını söyledi.
Hakan KARAGÖZLÜ
Aydın Tabip Odası Başkanı

Koronavirüs salgının ülkemizde ilk görüldüğü 11 Mart tarihinden itibaren salgının çok hızlı yayıldığı, yayılma eğrisinin diğer ülkelerden daha dik olduğu, plato çizip sönümlenmesinin daha uzun süreceği gerçeği ile karşı karşıyayız. Bu da bizlere alınan önlemlerin çok yeterli olmadığını gösteriyor.

Bilim kurulunda birçok değerli akademisyen enfeksiyon hastalığı, göğüs hastalığı ve halk sağlığı uzmanı var. Bizim gördüğümüzden çok daha fazlasını gördüklerinden eminim. Burada kritik nokta, Bilim kurulunun önerdiklerinin ne kadar hayata geçirildiği. Aldıkları kararların ekonomik sebeplerle kabul görmemiş oldukları yönünde ciddi şüpheler var. Birçok bilim insanının tabloya baktığında tam izolasyonun şart olduğunu hatta bunda geç kaldığımızı ifade ettiklerini biliyoruz. Aslında diğer ülkelerin salgınla mücadelede aldıkları önlemlerin ne getirdiğine dair yaşanmış örnekler olması bizim için büyük bir şans. Bu şansı iyi kullandığımızı tabloya baktığımızda söylemek mümkün değil.

Salgınla mücadelede TTB ve tabip odalarının sürece dahil edilmemiş olması büyük talihsizlik. Bu salgının siyasi ayrışmayla çözülemeyeceğini, pandemiyle mücadelenin topyekün mücadele ile kazanılacağını söylemek yanlış olmaz. Bu yanlıştan döneceklerini umuyorum. TTB tecrübesiyle, kadrosuyla bu mücadeleye büyük katkı sağlar. TTB’nin önerileri ve odaların çalışmalarının, söylemlerinin sürece dahil olmasa bile dikkate alındığını görüyoruz. Tüm siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, meslek odalarının bu süreçte yer alması salgınla gerçek anlamda mücadele için şarttır.

Bu salgında en önde yer alan, büyük özveriyle çalışan ve enfekte olma riski en yüksek grup sağlık çalışanlarımızdır. Sağlık çalışanlarının iyi korunması salgınla mücadelede olmazsa olmazdır. Sağlık çalışanlarımızın enfekte olması, hastalarla yakın teması nedeniyle birçok kişiye bulaştıracak olması, aynı zamanda hizmet dışı kalması salgınla mücadelede başarısızlığa yol açar. Sağlık çalışanlarımızdan bize gelen yakınmaların en başında kişisel koruyucu ekipmanların yetersizliği, kronik hastalığı olan ve 60 yaş üstü sağlık çalışanlarının çalıştırılması, sağlık çalışanlarının eve gittiklerinde enfeksiyonu yakınlarına bulaştırma kaygısı oluyor.

EN ÜRKÜTÜCÜ TABLO SALGIN DERİNLEŞTİĞİNDE SAĞLIK HİZMETLERİNİN ÇÖKMESİ
Aydın Tabip odası olarak il genelinde tüm hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımıza bu ekipmanlardan kısıtlı imkanlarımızla sağlamaya çalışıyoruz. Efeler belediyesi kalacak yer konusunda sağlık çalışanlarına imkan sağladı. Sağlık Müdürlüğümüz KYK yurtlarını hizmete açıyor. Kronik hastalığı olan ve 60 yaş üzeri sağlık çalışanlarının izinli sayılması konusunda TTB merkez konseyi Sağlık bakanlığına, bizler il sağlık müdürlüklerine müracaat ettik. Umarım bu konuda gerekli adımı atarlar.
Bir önemli nokta da sağlık çalışanlarının tümüne test yapılması ve bu testlerin periyodik aralıklarla tekrarlanması. Hem salgınla savaşan sağlık ekibinin zamanında tıbbi müdahalesini yapmak hem de enfekte sağlık çalışanının enfeksiyonu hastalara yaymasını önlemek adına çok değerlidir.

Salgın gelip geçecek, önemli olan bu salgında az kayıp vermek, olağan sağlık hizmetinde aksamalar yaşanmaması için gerekli tedbirleri zamanında almak. Şu anda dahi olağan sağlık hizmetlerine erişimde güçlük çekildiğini biliyoruz. Salgınla mücadele kapsamında alınan tedbirlerle ki bu tedbirler doğrudur ve zorunludur poliklinik hizmetlerinde sınırlamalar 65 yaş üstü hastaların gerek sokağa çıkma yasağı gerekse kaygı duyarak hastaneye gelemiyor olmaları, birçok hastanenin pandemi hastanesi olması ve servislerin kovid pozitif ya da şüpheli hastalarla doluyor olması böyle bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. En ürkütücü tablo ise salgın derinleştiğinde sağlık hizmetlerinin çökmesi, diğer hastalıklara hizmet verilemeyecek olması, yoğun bakım ünitelerinin ventilatör sayılarının yetersiz kalması. Yatakların korona hastalarıyla dolması.

İtalya örneği önümüzde duruyor. Yeterli önlemleri ciddiyetle uygulamakta geciktiler ve sonuçta korona enfeksiyonundan ölenlerin yanında birçok ölümde olağan sağlık hizmetlerine erişemeyen hastalarda oldu. Ambulans gelemediği, yatak bulamadığı ya da yoğun bakımlarda yer bulamadığı için kalp krizi, beyin kanaması, şeker koması, trafik kazası vs gibi nedenlerden olan ölümler de yaşandı. O açıdan önümüzdeki dönem için en önemli alınacak önlem tam kapanma, izolasyon olmalı. Vatandaşların temel ihtiyaçları belediyelerin kuracağı sistemle evlerine servis edilmesi. Hükümetin anlamlı bir ekonomik paket ile mağduriyetleri önlemesi olmalıdır.

BİR AN ÖNCE TAM İZOLASYON UYGULANMALI
Aydın’da 127 adet Aile sağlığı merkezi var. Hastanelerde poliklinik hizmetlerinin sınırlandırılması sonucunda birinci basamağın yükü ve riski artmış durumda. Yetersiz triaj olanakları ve yoğunluk nedeniyle en riskli gurupta olanlar bunlar. O açıdan burada çalışanlarımızın öncelikle korunması esastır. İlimizde toplam tescilli yatak sayısı 3200, yoğun bakım yatak sayısı 503, ventilatör sayısı 318. Nüfusa orantıladığımız kadarıyla birçok ile göre iyi durumdayız. Ancak böyle bir salgında önlem konusunda gerekenler ivedi ve yeterli alınmazsa gelişmiş ülkelerdeki sağlık sisteminin dahi bu hizmeti veremeyeceği ve çökeceği açıktır. Bilim insanlarının önerilerinin dikkate alınarak tam izolasyonun bir an önce uygulanması ve salgının çok kayıp vermeden yayılmadan önlenmesi için gerekli adımlar bir an önce atılmalıdır.

Ülkemizde koronovirüs hastalığının görülmesi ile öncelikle bu sürecin Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda ve bir bilim kurulunun danışmanlığında yürütülmesi; gereksinim duyulan rehberlerin (COVID-19 Rehberi) Sağlık Bakanlığı tarafından hızla üretilmiş olması ve elde edilen yeni bilgiler ışığında güncellenmesi, okullarının ve üniversitelerin eğitimlerine ara vermesi, toplantıların ertelenmesi gibi bulaş yoluna yönelik önlemlerin hayata geçirilmesi, yazılı, görsel medyada konunun uzmanlarının devamlı güncel bilgileri toplumla paylaşması gibi pek çok düzenleme son derece olumlu düzenlemelerdir. Yurtdışı geliş gidişlerle ilgili bir uçak ve bir gemiye yapılan müdahale de yerinde müdahalelerdir. Ancak testlerin uzun süre tek bir merkezde yapılması ve sonucun geç alınması, hızlı test yönteminin hayata geçirilememesi, pandeminin erken dönemlerinde dünyada başlamışken ülkemizde yurtdışı giriş çıkışlarında karantina önlemlerinin 10 günlük bir dönemde geç alınması sorunlar olarak tespit edilmiştir. Daha yeni gelişmeler olarak test yapılan merkez sayılarının artırılması, hızlı testlerin alındığı ve illere dağıtıldığı yolundaki açıklamalar ve salgın yönetimini ile ilgili yapılacak düzenlenmeler için İl Pandemi Kurullarında Halk Sağlığı Uzmanlarına yer verilmesi ile ilgili kararlar da son derece yerindedir. Bundan sonraki süreçte alınmış olan bu kararların uygulanmasında aksaklıklar yaşanmaması ve etkili bir şekilde düzenlemelerin gerçekleştirilmesini sağlamak için çaba gösterilmelidir. Sahadan öğrendiğimiz bilgiler bu düzenlemelerin uygulama aşamasında sorunlar çıkabildiğini göstermektedir. Özellikle karantina ve izolasyon önlemlerine uyumda ne yazık ki toplumumuzun uyumu yeterli olamayabilmektedir. Söz konusu düzenlemelerin toplumdaki her bireyin sorumluluğu olduğunu vurgulamanın yanı sıra gerekli durumlarda ek önlemler alınması ile ilgili düzenlemeler de her an için gündemde olmalıdır. Pek çok olumlu düzenleme yapılmıştır ancak bazı konularda için gecikmeler olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin vakaların görüldüğü ülkeler tanımlanır tanımlanmaz bu ülkelerle uçuşlar ivedi bir şekilde kapatılmamıştır. Yer yer karantina uygulamalarında, 14 gün boyunca bireylerin kendilerini sınırlamaları, kendilerine bırakılmıştır. Toplumsal farkındalık yaratma çalışmalarına vakaların görülmesi ile birlikte başlanmıştır. Tüm çevre ülkelerde bu enfeksiyonun görülmesi, bu enfeksiyonun ülkemizde de görüleceğinin sinyalini vermiştir. Ancak ne yazık ki toplum olarak bu enfeksiyonla ilgili farkındalığımız oluşmadan vakalarla karşı karşıya kalınmıştır. Testlerin salgının başında tek merkezde yapılması ve sonuçların geç alınması gibi süreçler hasta kişilerin sağlam kişilerle temas etmesine neden olmuş ve ülke içi yerel yayılım söz konusu olmuştur. Temaslı takipleri ile ilgili büyük emek verilmekle birlikte halihazırda aksayan hususlar bulunmaktadır.