Haberler

JEOTERMALLERLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAPILDI

Değerli basın mensupları değerli Aydınlılar,


Burada ;çevre katliamına dur demek üzere bizlerle birlikte olan sayın milletvekillerimize,başta Büyükşehir ve Efeler belediyesi olmak üzere tüm belediyelerimize,Sİyasi parti temsilcilerimize,AYÇEP ve bünyesindeki çevre derneklerimize,
Sivil toplum kuruluşlarımıza,meslek odalarımıza ,sendikalarımıza,değerli dostlarımıza ve İzmir’den desteğe gelen İzmir tabip odası yönetim kuruluna yürekten teşekkür ediyorum.
Dağlarından yağ ovalarından bal akan güzel Aydınımızın çoraklaşmasına, dünyanın en güzel incirinin yetiştiği bereketli toprakların yok oluşuna,Aydın halkının sağlığının bozulmasına izin vermemek için buradayız..Güçlüyüz,kararlıyız ve bu mücadeleyi sizlerle birlikte kazanacağımıza inancımız sonsuzdur.

Aydın tabip odası adına sizlere JES lerinin sağlık üzerine olan olumsuzluklarından bahsedeceğim.Öncelikle JES lerin anlatıldığı gibi temiz bir enerji olmadığının ve çevreye verdiği zararlar dışında insan sağlığını da olumsuz etkilediğinin altını çizmek istiyorum. Çünkü üretim süreçlerinde ortaya çıkan Co2,hirojen sülfür ve ağır metallerin insan sağlığına olan zararlı etkileri dünyada yapılan çalışmalarla kanıtlanmış
Mayıs 2016’da acil hastane yatışları ile hidrojen sülfür maruziyeti ile ilişkiyi inceleyen bir çalışmada , kalp hastalıkları ile başvuruların özellikle yaşlı nüfusta arttığı saptanmış. Maruziyet dozu artıkça başvurunun da arttığı görülmüş.
Reykjavik bölgesindeki 2003-2009 dönemi verilerinin değerlendirildiği çok büyük katılımlı bir çalışmada prematü re doğum ve ölümlerin arttığı gözlenmiş.
Ve 2016 yılında yine aynı dergide yayımlanan bir izleme çalışmasında tüm kanserlerde 1,21, pankreas kanserinde 1,93 meme kanserinde 1.48, prostatta 1.5 karaciğer 1,48 lenf ve kan kanserlerinde 1,54 non-hodgkinde 2,08 ve deri kanserlerinde 1,62 kat artış gözlenmiş.
Meksikada da yapılan bir çalışmada
jeotermal tesis tarafından üretilen emisyonların çevredeki alanlardaki toprak cıva konsantrasyonunu arttırdığı gözlenmiş.
Bu konudaki en güncel çalışma ise 2019 yılında yayınlanmış; İtalya’dan bir çalışma. Hidrojen Sülfüre (H2S) kronik düşük düzeyde maruz kalma ile sağlık sonuçları arasındaki ilişki araştırılmış. Araştırma bu bölgede 1998-2016 yıllarında yaşayan 33.804 kişi değerlendirilmiş.Analizler sonucunda solunum yolu hastalıklarında kalp ve dolaşım sistemi hastslıklarında ve ölümlerinde artış olduğu gözlenmiş.
Sonuç olarak, jeotermal enerji, düşük maliyetli ve çevre dostu olarak görülen yenilenebilir bir enerji kaynağı dır dense de jeotermal santrallerden kaynaklanan emisyonlar jeotermal santrallerin çevresindeki hava, toprak ve suyu etkiler.Bu konuda güçlü kanıtlar var. JES’lerin olduğu bölgede yaşayan insanlarda solunum yolu rahatsızlıkları ve bunlara bağlı, hastane yatış ve ölümlülük artıyor. Yine, kişilerin o bölgelerde yaşama süreleri ile jeotermal aktivitenin derecesine göre bazı kanserlerde de artış yönünde kanıtlar yıllar içinde oluşmuş durumda. Kısaca, JES’ler öyle dendiği kadar masum değiller.

Şunu akıldan çıkarmayalım bu bölgelerde yapılan çalışmalar ; kanunlara uygun,son teknoloji , kapalı sistem,akışkanların tamamımının doğaya karışmadan reenjekte edildiği ,zararlı gazların fltreleme sistemiyle kontol altında olduğu ve sürekli denetlenen bölgelerde yapılmış çalışmalar.Birde bölgesel olarak tarım arazilerinden, yerleşim yerlerinden uzakta yapılmış JES ler ile ilgili veriler.
Aydın’da verimli tarım arazilerine ve yerleşim bölgelerine yapıldığını, açık sistem ,akışkanların tamamının reenjekte edilmediğini, filtreleme sistemlerinin yetersiz olduğunu akışkanların menderes nehrine döküldüğünü ,menderesin suladığı tarım arazilerine ve tarım ürünlerine bulaştığını havaya karışan Co2 ve sülfür gibi zararlı gazların çok fazla olduğunu ki atmosferdeki hidrojen sülfür oranı Dünyada %1 iken Aydın’da %10-21 arasında olduğunu,ve işletmelerin yeterince denetlenmediğini bildiğimizden durum çok daha ürkütücüdür.
İtalya ve İzlanda gibi kontrol parametreleri açık ve sonuçların halkla anında paylaşıldığı ülkelerde bile sorun varken, plansız ve yayılmacı bir tutumla açılan JES’lerin güzel Aydın’ımızı olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır. O kadar çok JES arka arkaya ve aynı bölgede çok yakın olacak şekilde açılmıştır ki, maruziyetin düşük olduğu Aydın için söylenemez. Ne yazık ki, kontrol önlemlerinin nasıl uygulandığı da açık değildir. Aydın halkı ile mevcut veriler paylaşılmamaktadır. Bu nedenle, Aydın’da JESler nedeni ile bugün “mutluluk ve huzur” kaybedildi. Böyle giderse “sağlığın kaybedilmesi” kaçınılmazdır.

Jeotermal kaynakların yüzeye çıkması ile zeminde sıcaklığın azalması, pH’nın artması sıcak sulardaki minerallerin çökelmesi zaman süreci içinde toprak yapısını bozarak etkilediği alanları çorak bitkisiz bir konuma getirmektedir.
Jeotermal atık suyunun Büyük Menderes Nehri’ne karışması hem nehir ekosisteminde hem bölge ekosisteminde ciddi anlamda kirliliğe sebep olmaktadır Büyük menderes Ergene ve Gediz den sonra Türkiye’nin 3. büyük kirli nehridir.Topraklarımıza ve sularımıza karışan ağır metaller sağlığımız açısından çok ciddi bir sorundur. Tarım ve hayvancılık üzerine olumsuz etkileri de her geçen gün artmaktadır.
Evet ,bugün sermayenin daha fazla kar hırsı ile çevremizi talan etmesine, sağlığımızı bozmasına dur demek için buradayız.Sadece Aydın’da plansızca kurulan JES lerle ilgili değil aynı zamanda Amerikan şirketlerinin altın madeni için Çanakkale kirazlıda 195000 ağacı kesmesine, kaz dağlarını yok etmesine de karşı durmak için,Türkiyenin en temiz gölü Türkiyenin maldivleri olarak adlandırılan Salda gölünün millet bahçeleriyle betonlaştırılmasına kirletilmesine karşı olduğumuz için,Verimli Söke ovasına kurulan ve menderesin suyunu bitirecek,Söke ve çevresindeki yaşayayanların sağlığını bozacak kağıt fabrikasınının başka bir yer yokmuş gibi oraya yapılmasına karşı olduğumuz için,Çine de ki madenlerde silikozis hastalığı nedeniyle genç yaşta yitirdiğimiz işçilerimizin sağlıklı yaşaması için,tedbirsizlikler nedeniyle maden ocaklarında göçük altında kalan işçilerimizin de sağlığının korunması için buradayız.
Aydın tabip odası olarak, hekimler olarak çevre ve insan sağlığının korunması temel görevlerimizdir.
Yetkililerin sermayenin değil halkın yanında olmasını,Sorumluluklarını yerine getirmesini çok geç olmadan çevre katliamına dur demesini,sesimize kulak vermesini diliyoruz.
AYDIN TABİP ODASI YÖNETİM KURULU