AYDIN TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMALARI

KHK İLE SAĞLIKTA NELER OLUYOR?

Sağlıkta yeni bir KHK ile karşı karşıyayız.

 

2 Kasım 2011 tarihinde 663 sayılı KHK ile Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısı bizlerin karşı çıkmasına rağmen değiştirildi. Şimdi de 694 sayılı KHK ile değişiklikler karşımızda. Bu KHK ile gerçekleşen sağlık alanındaki değişiklikler şunlardır:

 

• Kamu Hastaneleri Kurumu ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, bağlı kuruluş statüleri kaldırılarak merkez teşkilatında Genel Müdürlük haline dönüştürülmüşlerdir.

 

 

• Kamu Hastaneleri Birlikleri ve Genel Sekreterlikleri yapılanmasına son verilmiştir.

 

• Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı, İl Sağlık Müdürlüğü çatısı altında toplanmıştır.

 

• Hastaneleri yeniden başhekimlerin yönetmesi düzenlenmiş; sözleşmeli çalıştırma İl Sağlık Müdürlerini içerecek şekilde her düzeye yaygınlaştırılmıştır.

 

• Sağlık Bakanlığı yurt dışında insani ve teknik yardım amacı dışında da sağlık kuruluşu açıp işletebilecektir.

 

• Hekimler, Bakanlığın uygun görmesi halinde 72 yaşına kadar aile hekimliği ya da Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında çalışmaya devam edebilecektir.

 

• Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında asker hekimler görevlendirilebilecektir.

 

• OHAL uygulaması sırasında istifa edilmesi halinde, hekimler yerine biri atanmasa bile, istekleri kabul edilir, yani istifaları onaylanır ise görevlerini bırakabileceklerdir.

 

• OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından başvurusu kabul edilen öğretim üyeleri, eski görev yaptıkları yerlerde değil, 2006 yılından sonra kurulan ve Ankara, İstanbul ve İzmir dışında bulunan öğretim kurumlarında göreve başlatılacaklar.

Neden bu değişikliklere gerek duyuldu? Neden yapıldı, neden vazgeçildi? Bir gereksinim olduğuna dair kanıt var mıdır? Veriler neyi göstermektedir? Bu sonuçlar ilgili taraflarla tartışıldı mı? Ülkemizin sağlık politikası nasıl çiziliyor? Sağlık Politikası da yap-boz haline kimler tarafından getirildi?

 

On beş yıl ülkeyi tek başına yöneten iktidarın, Sağlık Bakanlığında bulunan bir cemaatı temizleneceği söyleniyor. Bu cemaat, Sağlık Bakanlığında hangi bakan zamanında kadrolaştı? Kimler hangi görevlere getirildi? Şimdi neden görevlerinden alınıyor?

 

Tüm bu soruların yanıtı tek bir göstergede toplanmıştır:  Tüm kamu kuruluşlarında olduğu gibi Sağlık Bakanlığında da “liyakat” esas alınmamıştır.

 

Sağlık Bakanlığı, uzun zamandır başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere meslek odaları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının bilgi ve birikiminden yararlanmayı red etmiş; “ben biliyorum, ben yaparım” demiştir. Sonuç ortadadır.

 

Tam da bu nedenle, bir kez daha görevimizi yapıyoruz. Buradan yeni Sağlık Bakanımızı uyarıyoruz. İŞ İŞTEN GEÇMEDEN uyarıyoruz:

 

5-6 yıl sonra aynı duruma düşmemek için, ŞEHİR HASTANELERİ sevdanızdan vazgeçiniz, Sadece "kira" adı altında 25 yılda ihaleyi alan şirketlere sabit yatırım bedelinin üzerinde fazladan paralar ödeneceği görülmektedir. Yapılan yatırımın sekiz katı sadece "kira" ödemesinden söz ediyoruz. Şehir hastaneleri ciddi anlamda kamu zararına neden olmaktadır; olacaktır.

 

Esas yapılması gereken, halkın sağlık sorunlarına, hekim ve sağlık çalışanlarının birikmiş sorunlarıyla ilgilenmektir. Ücretsiz sağlık hizmeti vatandaş için hayal olmuş, katkı payı ödemekten bunalmıştır. Hekimler ve sağlık çalışanları; güvenli, huzurlu ortamda sağlık hizmeti sunmak ve ŞİDDETE maruz kalmamak istemektedir. Yıpranma payının bir an önce hayata geçirilmesini talep ediyor, emekli maaşlarının insanca yaşanabilir bir seviyede olmasını istiyoruz.

Sağlık Bakanlığı, ülkemizin sağlık politikalarını başta üniversite ve meslek örgütleri olmak üzere tüm paydaşların görüş ve önerilerinin alındığı bir süreçle yön vermelidir. Bizler, Aydın Tabip Odası olarak ülkemiz insanlarının sağlığının tarafındayız. İnsanlarımızın sağlığının da ancak ortak akıl ve işbirliği ile sağlanabileceğini inanıyoruz.

 

Bu ülke bizim. Birlikte çalışmaya varız.

 

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız.

 

 

                         AYDIN TABİP ODASI YÖNETİM KURULU


Basın toplantısı öncesinde 16.11.2011 tarihinde yapılan Basın açıklamasını o dönemin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eralp ATAY tarafından okunarak nelerin gerçekleştiği ile ilgili tespit yapıldı

16.11.2011

BASIN AÇIKLAMASI

       Sağlık Bakanlığından Kanun Hükmünde Kararname

                            ( Kanunsuz Hukuksuz Keyfi)

 

Sağlık Bakanlığı, geçen bayram olduğu gibi bu bayram öncesi de; 2 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetenin mükerrer sayısında “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”  çıkardı. Kararname sadece Sağlık Bakanlığın teşkilat yapısını yeniden değiştirmekle kalmıyor,  Türkiye sağlık ortamını yeniden oluşturuyor.

Sağlık Bakanlığı artık sağlık hizmeti sunmayacak; strateji belirleyerek planlama, düzenleme ve koordinasyon yapacak.

           Bu Kanun Hükmünde Kararname ile;

Halkımız, sağlık hizmetlerinden yararlanırken birinci basamaktan başlayarak daha fazla katkı payı ödeyecek, tamamlayıcı özel sağlık sigortası yaptırmak zorunda kalacaktır.

İlaçların bir bölümü ödeme dışı bırakılmış olup her geçen gün bu sayı artmaktadır.  Vatandaşlarımız ödeme dışında kalan, artan ilaç fiyatları için ceplerinden daha fazla ilaç parası ödemek zorunda kalacaklardır

  • Devlet hastaneleri, kâr-zarar hesabına göre çalışan birer ticarethaneye dönüştürülerek  aynı özel hastaneler gibi A-B-C-D-E olarak sınıflandırılacak
  • Hastaneler Birliğine  “kamu-özel sektörde iş tecrübesine sahip”, ticaret başta olmak üzere her şeye muktedir, Genel Sekreter konumunda CEO’lar atanacak ve performans hedeflerini tutturamayan yöneticilerle birlikte görevlerine son verilecek.
  • Yöneticilere performans değerlendirilmesi yapılacak
  • Serbest Sağlık Bölgeleri teşvikle birlikte yabancı sermayeye açılacak
  • Mevcut kamu sağlık yöneticilerinin görevlerine son verilecek,  yerlerine   10.300 “sözleşmeli” personel tayin edilecek
  • Siyasi otoritenin tasarrufuyla oluşturulacak Sağlık Meslekleri Kurulu, her türlü sağlık meslek mensubunun (yeniden) mesleki eğitime tabii tutulmasından uzmanlıktan ve/veya meslekten men edilmesine karar verecek,
  • Devlet hizmetlerinde yabancı uzman (mümkünse IMF, Dünya Bankası referanslı) ile sözleşme yapılarak çalışılacak.
  •  Yabancı hekim ve yabancı hemşireye ülkemizde çalışma izni verilecek.
  • Gönüllü sağlık hizmet ve sağlık gözlemciliği adı altında sağlıkta sivil müfettişler görev yapacak.
  • İlaç, tıbbi cihaz ve ürünleri  reklamı serbest olacak
  • Sağlık Bakanlığı ve Diş Hekimleri Odasının birlikte belirlediği fiyat tarifelerinde Diş Hekimleri Odası devre dışı bırakılarak, Sağlık Bakanlığı tek belirleyici duruma gelmiştir.
  • Oluşturulan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda eczacı yer almayacak
  • TTB Yasasındaki Tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak” ibaresi, yürürlükten kaldırılarak, Tabiplik artık kamu yararına değil, birilerinin yararına olacak
  • Bakanlıkta, özel önem ve öncelik taşıyan konularda Bakana yardımcı

olmak üzere 30(otuz) Bakanlık Müşaviri atanacak

  • Mevcut klinik şef ve şef yardımcılarının unvanlarının iptalinden eğitim görevlilerinin siyaseten belirlenmesine kadar sağlık alanı baştan sona yeniden dizayn edilecek.

    Bütün bu düzenlemelerin esasını ise; kamu sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması, ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi oluşturuyor. Katılımcılıktan uzak, antidemokratik ve örgütlenmenin engellendiği bir uygulama hayata geçirilecektir.

Bu uygulama ile sağlık çalışanları, sağlık tekellerinin yanında güvencesiz ucuz işgücü olarak çalışacak, iş güvencesi, gelir güvencesi, çalışma güvencesi, örgütlenme ve çalışma hakları ortadan kaldırılacak.

Sosyal devlet anlayışını ortadan kaldıran bu KHK toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyecektir.

Bu KHK’ ye karşı; siyasi partileri ziyaret ederek, Tüm sivil toplum örgütlerine, sendikalara ve halka yönelik bilgilendirme toplantıları yapacağımızı ve birlikte ortak mücadele edeceğimizi tüm kamuoyuyla paylaşırız.

Aydın Diş Hekimleri Odası

Aydın Eczacı Odası

Aydın Tabip Odası

SES Aydın Şubesi

Türk-Sağlık Sen Aydın Şubesi