AYDIN TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMALARI

AYDIN TABİP ODASI 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ AÇIKLAMASI

Birleşmiş Milletler her 25 Kasım gününü, 1999 yılından bu yana Mirabel Kardeşler’in onurlu mücadelesi adına  “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak anmaktadır.

Şiddetin en yaygın biçimlerinden biri olan kadına yönelik şiddet, kadınların haklarının ve temel özgürlüklerinin ihlalini oluşturmaktadır. 2011 yılında ülkemiz tarafından imzalanan ve onaylanan ve onaylayan ülkeler bakımından 1 Ağustos 2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet, “Bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır ve ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem ve bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir.” biçiminde tanımlanmıştır

Kadına yönelik şiddet, kadınların insan haklarından yararlanmalarını ciddi biçimde engellemekte; yaşam, güvenlik, özgürlük, saygınlık, fiziksel ve duygusal sağlık hakkı gibi temel haklarını ihlal etmektedir. Kadına yönelik şiddet, ulusal ve uluslararası tüm gelişmelere rağmen, coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın olarak görülen evrensel bir sorundur.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2013 yılında yayınlanan rapor kadına yönelik şiddetin küresel düzeyde boyutlarını ortaya koymaktadır. Dünya çapında kadınların  yüzde 35’i ya partnerinin (eşi veya birlikte yaşadığı kişi) fiziksel ve/veya cinsel şiddetine ya da partneri olmayan bir kişinin cinsel şiddetine maruz kalmaktadır. Ancak bazı ülke araştırmaları, kadınların yüzde 70’inin yaşamları boyunca partnerlerinden fiziksel ve/veya cinsel şiddet gördüklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca dünya çapında 700 milyondan fazla kadın 18 yaşına gelmeden evlenmiştir. Bunların üçte birinden fazlasının (250 milyon) evlilik yaşı 15 yaşından küçüktür. Yoksul kız çocuklarının erken evlenme olasılığı varlıklı olan yaşıtlarına nazaran 2,5 kat daha fazladır.

Ülkemizde 2014 yılı verilerine göre, yaşamları boyunca her üç kadından biri (yüzde 36) fiziksel ve her on kadından biri (yüzde 12) cinsel şiddet görmüştür. Son on iki ayda bu oranlar sırasıyla yüzde 8 ve yüzde 5’dir. 2016 yılında toplam 328 kadın öldürülmüşken, 2017 yılının daha Ekim ayında öldürülen kadın sayısı 339’a yükselmiştir. Bu kadınların yüzde 35’i, boşanmak istediği için, ilişkisini sonlandırmak istediği için ve kendi hayatına dair karar almak istediği için öldürülmüştür. Cinayetleri işleyenler (yüzde 70) kadınların en yakınları olan eşi, babası, oğlu ya da kardeşidir.

Aydın Tabip odası olarak bu verilerin karşısında dehşete düşmekteyiz.

Kadınlarımızı koruyamamaktayız.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinde kabul edilen “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” 17 adet sürdürülebilir kalkınma hedefinden birisi de “Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınların ve kız çocuklarının toplumsal konumlarını güçlendirmek”tir. Kadına yönelik şiddetle mücadele bağlamında söz konusu hedef;

  • Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılığın her yerde sona erdirilmesi,
  • Kamu alanları ve özel alanlarda, bütün kadınlara ve kız çocuklarına yönelik, kadın ticareti, cinsel ve her türlü istismarı da kapsayan şiddetin her türünün ortadan kaldırılması,
  • Çocuk evliliği, erken yaşta zorla evlendirilme gibi bütün zararlı uygulamaların ortadan kaldırılması,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesi ve kadınların ve kız çocuklarının her düzeyde güçlenmeleri için sağlam politikaların ve yasal olarak uygulanabilir mevzuatların kabul edilmesi ve güçlendirilmesi, alt başlıklarına sahiptir.

Dünyada bu gelişmeler olurken, ülkemizde, OHAL koşullarında Kanun Hükmünde Kararnameyle müftülere resmi nikah yetkisi veren Nüfus Hizmetleri Kanun’unun ilgili maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiştir. Bu yasa ile çocuk yaştaki evliliklerin üzerindeki denetim hafifletilmiş; yine kadının kendi rızası dışında aile baskısıyla evlendirilme olasılığı artmıştır.

Endişeliyiz.

Bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç duymaktayız.

Acilen kadının toplumsal statüsünü ve sosyo-ekonomik konumunun güçlendirilmesine yönelik düzenlemeleri yapılması ve uygulanmasının sağlanması, kadına ve varsa çocuklarına yönelik ulaşılabilir koruyucu hizmetlerin sürekli ve ulaşılabilir kılınması beklentimizdir.

Aydın Tabip Odası olarak tüm çalışmalarımıza bu bilinç yön vermektedir.

Kamuoyuna saygıyla sunarız.25.11.2017