AYDIN TABİP ODASI BASIN AÇIKLAMALARI

24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası

Dünya Aşı Haftası 2015 yılından bu yana kutlanmakta olup bu yıl da 24-30 Nisan 2018 tarihleri arasında düzenlenecektir. Bu yılki aşı haftasının teması “Sağlık, Aşıyla Koruma Altında” olarak belirlenmiştir.

Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ), her yıl difteri, tetanoz, boğmaca ve kızamıktan yaklaşık 3 milyon çocuk ölümünün önüne geçildiği bildirmektedir. 2016 yılında dünya genelinde bebeklerin % 86'sı (116,5 milyon bebek) 3 doz difteri-tetanoz-boğmaca (DTP3) aşısı almış ve ciddi hastalıklara ve sakatlığa neden olan veya ölümcül olabilecek enfeksiyon hastalıklarına karşı korunmuştur.

Türkiye’de etkin ve sürekli aşı uygulamaları, 1930 yılında çıkarılmış olan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu doğrultusunda Çiçek aşısının zorunlu uygulanması ile başlamıştır. 1981 yılında “Genişletilmiş Bağışıklama Programı” başlatılmıştır. Halen 13 hastalığa (boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, verem, çocuk felci, hepatit B, hepatit A, suçiçeği, Hemofilus influenza tip b’ye bağlı hastalıklar ile streptokokus pnömoniya’ya bağlı invaziv pnömokokal hastalıklar) karşı aşı uygulanmaktadır. Ulaşılan yüksek aşılama oranları ile birlikte aşılama programımızda yer alan tüm aşı ile önlenebilir hastalıklarda önemli düşüşler sağlanmıştır. Bu sayede, yılda 14 binden fazla ölümün engellendiği tahmin edilmektedir.

Bu büyük kazanımlar apaçık ortada iken, son zamanlarda artan bir aşı karşıtlığı ile karşı karşıyayız. Sağlık Bakanlığı’nın rakamlarına göre çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken 2017 yılında 23 bine çıkmıştır. Bu durumu endişe ile karşılıyoruz. Oysa, aşıların son derece etkin ve güvenilir oldukları birçok bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Aşı yapılması, kişinin ya da ebeveynin; bilimsellikten uzak, kanıtlanmamış bilgiler ve yanlış inançlar doğrultusunda aldığı keyfi kararlarına bırakılmamalıdır. Ebeveyni tarafından aşı yapılmayan çocuklarda hastalıkların daha fazla oldukları bilimsel çalışmalarla saptanmıştır. Aşı, aşılanan kişiyi hastalıklardan ve onların yol açtığı sakatlık ve ölümden korur. Aşılanarak bağışık hale gelmiş bireylerden oluşan toplumlar ise hastalıkların yayılmasına karşı direnç gösterirler ve bu yolla henüz aşılanmamış kişiler ile aşılanmaya engel oluşturan bir hastalığı olan kişilerin de korunması sağlanmış olur. Aşılama, en etkili halk sağlığı müdahalelerinden biridir. Aşı olmayı reddetmek, bireysel özgürlük değil kamu sağlığını tehdit eden bir davranıştır.

Sağlıklı toplum için, sağlıklı çocuklar için, sağlıklı bir gelecek için aşılamanın önemli olması nedeniyle Türk Tabipleri Birliği tarafından bir yasa taslağı hazırlanmış ve yasa değişikliği önerisi bir grup hekim milletvekili tarafından yasa teklifi olarak TBMM’ye sunulmuştur.

TTB’nin mevzuat değişikliği önerisi hayata geçirilmeli ve aşılama konusunda yasal düzenleme ivedilikle yapılmalıdır!

 

Aydın Tabip Odası Yönetim Kurulu

 

KIZAMUK AĞIDI

 

Ben, gamlı, donuk kış güneşi,

Çıplak dallarda, sessiz dinleniyordum.

Köyleri, yolları, dağı taşı

Isıtıyor, avutuyordum.

 

Bir köy gördüm tâ uzaktan,

Dağlar ardında kalmış, bilmezsiniz,

Kar örtmüş, göremezsiniz karanlıktan,

Yalnızlıkta üşür üşür de çaresiz,

 

Ben gördüm bu köyü, damlarının altında,

Çocukları kızamuk döküyor,

Gözleri, göğüsleri, yüzleri, ah bırakılmış tarla,

Gelincikler arasından öyle masum bakıyor.

 

Habersiz hepsi, kızamuktan ve ölümden,

Kirli yüzlerinde açan ölümden habersiz,

Ve, düşmüş bir gül oluyorlar birden,

Bebekler ölüyor, ölümden habersiz.

 

Ali'lerin kızı Emine'yi gördüm,

Öldü... Yusufların Kadir öldü, emmisinin Durdu öldü,

İkindiye doğru, evlerine vardım,

Gördüm, Döne öldü, Ali öldü, Dudu öldü.

 

Bir bir saydım, yirmi üç çocuk,

Ah, güllü Gülizar öldü,

Gördü kış güneşi, gamlı ve donuk,

Daldı oğlanlar, çiçekti kızlar, öldü.

 

Gamlı türkümle tepeden aşağı bıraktım,

Bıraktım kendimi düşesiye, ölesiye,

Bu acıdan sonra nasıl doğacaktım,

Nasıl dönecektim aynı köye?

 

İniyor ve karaltında örtüyordum,

Bu çocukları, bu habersiz çocukları,

Görmediniz, anlatamam, ürperiyorum.

Bir şey demek için açılmıştı dudakları.

Ah, ben bir gün tepelerden, tepelerden

Varıp önünüze, önünüze dikilip duracağım,

Aydınlardan, hekimlerden, öğretmenlerden,

Bir gün soracağım, bu çocukları soracağım.

 

O çaresiz, o yalnız, o karanlık günde,

Siz neredeydiniz diyeceğim, neredeydiniz?

Ben perişan, utanmış...bu köyün üstünde,

Kahrolurken, siz beyciğim neredeydiniz?

 

Ben, bir günde yirmi üç küçük ölünün,

Gömüldüğünü gördüm bu köyde kızamuktan,

Ya siz ne gördünüz, söyleyin, söyleyin,

Bir şey söyleyin, bir şey söyleyin uzaktan.

 

Ah, ben gamlı kış güneşi, aydınlığın

Bütün suçlarını kalbimde taşırım,

Görerek ah, görerek, bilerek bir yığın

Karanlık gündüzün üstünde yaşarım.

 

Her mevsim dolanıp geldiğinde bu köye

Gücük ayda, kar örtülü bu ovada,

Utancımdan, hıncımdan yaş dökerek böyle,

Gamlı ve perişan asılı duracağım havada.

 

İkindiye doğru bırakıp kendimi

Bu küçük mezarların üstüne.

Bilmeyeceksiniz, perişan, çaresiz halimi,

Gül diyeceğim, gül dereceğim gül üstüne.

Yol kıyısında yirmi üç çocuğun mezarı,

Ah diyeceğim, ah dökeceğim yol üstüne

 

 

Ceyhun Atuf KANSU